Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ağrı’da 1.2 milyar dolarlık altın, 2.8 milyon dolarlık gümüş rezervi bulundu

Sanayi ve Teknoloji Bakanı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde temeli atılacak altın ve gümüş madeni için Ağrı’ya geldi.

Bakan Varank temel atma töreninde müjdeyi vererek, “Ağrı Mollakara’da Koza Altın tarafından piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın, 2.8 milyon dolar olan 3.5 ton gümüş rezervi tespit edildi” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Mollakara köyünde keşfedilen altın çıkarmak için atılan ilk adım olan temel atma törenine katılmak için Ağrı’ya geldi. Ağrı Ahmed-i Havalimanı’na gelen Enerji ve Tabii Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve Kaynaklar Bakanı Dönmez buradan helikopterle temel atma töreninin yapılacağı Diyadin ilçesine bağlı Mollakara köyüne geçti.


“Piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın, 2.8 milyon dolar olan 3.5 ton gümüş rezervi tespit edildi”
Ağrı’da Mollakara altın madeni tesisinin temel atma töreninde müjdeyi veren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Ağrı Mollokara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, evet, bugünkü piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2.8 milyon dolar değerinde 3 buçuk ton gümüş rezervi tespit edildi. Maşallah diyelim mi? Tabi devamı da inşallah gelecek. Bulunan rezerv 0,92’lik tenör değeri ile ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Bu kaynağı bulup değerlendirmemize vesile oldukları için Sayın Bakanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Şimdi yaklaşık 160 Milyon Dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız” dedi.
Bakan Varank, “Koza Altın İşletmeleri” tarafından Ağrı’da gerçekleştirilecek yeni tesis yatırımının temel atma töreninde sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Ağrı; tarihiyle, kültürüyle ve barındırdığı potansiyeliyle bizim gönlümüzde çok ayrı bir yere sahip. Bu diyar; Asya’ya açılan kapımız.Bunun bilincinde olarak, Ülkemizin her köşesini olduğu gibi bu kadim toprakları da üretim ve istihdamın dinamosu olacak projelerle buluşturuyor olmanın heyecanını taşıyoruz. Ağrı’ya bakanlığım dönemimde ikinci gelişim. İlk gelişimde de yatırım ve istihdam oluşturacak projeler için gelmiştim, bugün de hamdolsun yine yatırım ve istihdam için Ağrı’dayız. Bugün temelini atacağımız bu büyük tesisin hem Ağrımız hem de ülkemiz ekonomisi için önemi çok büyük. Tesisimiz yaklaşık 160 milyon dolarlık yatırımla tamamlanacak. Ağrı’nın kalkınmasını ve gelişmesini hızlandıracak. Altın üretimi konusunda ülkemizin gücüne güç katacak. Ak Parti iktidarından önce Ağrı, diğer bölge illerimiz gibi maalesef yatırımlar bakımından göz ardı edilmiş, geri plana atılmış adeta kaderine terkedilmiş bir şehrimizdi. Son 19 yılda, eğitim, ulaştırma, tarım, sağlık ve şehircilik konuları başta olmak üzere birçok alanda yaptığımız yatırımlarla biz bunu tersine çevirdik. Yaklaşık 20 milyar Liralık yatırımla şehrimize kazandırdığımız modern hastanelerin, eğitim kurumlarının, yolların, sosyal tesislerin ve diğer birçok hizmetin en yakın şahitleri siz Ağrılı kardeşlerimizdir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak biz de önemli işlere imza attık. SERHAT Kalkınma Ajansı ve DAP Bölge Kalkınma İdaremiz aracılığıyla Ağrı’da kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının 260’a yakın projesine 120 Milyon Liradan fazla destek sağladık. 41 milyon liralık yatırımla OSB’mizi tamamlayıp yatırımcıların hizmetine sunduk. Yine 35 Milyon Liralık yatırımla şehirdeki sanayi sitesi sayısını 2’den 5’e çıkardık. Yakın zamanda Van ve Şanlıurfa’da uygulayıp çok başarılı sonuçlar elde ettiğimiz Tekstilkent projelerini Ağrı’da da yaygınlaştıracağız. Bu kapsamda önümüzdeki dönemde Ağrı’nın Tutak, Eleşkirt, Patnos ve Doğubayazıt ilçelerine tekstilkentler kazandıracağımız müjdesini de buradan vermek istiyorum. Huzurun hakim olduğu bu topraklarda, göreceksiniz daha nice yatırımlar filizlenecek, gençlerimize, kadınlarımıza iş ve aş kapısı olacak. Tabi Ağrı’da Savcı Sayan başkanımızla birlikte güzel bir havanın oluştuğunu da memnuniyetle takip ediyoruz. Onun tüm çalışmalarında desteklerimizi sonuna kadar veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Belediyemizin her projesi hükümetimizin projesidir, onun her adımı bizim adımımızdır. Ağrı’nın gelişimi için kaynaklarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. İşte bugün bir yatırımı daha şehrimiz ile buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Tabi Ağrı’daki bu yatırım heyecanının ben en başta İstanbul’a örnek olmasını istiyorum” diye konuştu.
CHP zihniyetinin yeni yatırım değil olanı da öldürdüğünü kaydeden Bakan Varank, “Biz burada bir temel atma töreni yapıyoruz ama yatırım düşmanı CHP zihniyeti İstanbul’da temel atma törenleri düzenliyordu. Şimdi işi daha da ileri taşıdılar. İstanbul’daki metro inşaatlarının üstüne toprak döküyorlar. Yeni yatırım yapmayı bırakın, olanı da öldürme derdindeler. İnanın bunların elinde olsa Marmaray ve Avrasya Tünellerine de su doldururlar. Bu yatırım vandallarına inşallah milletimiz ilk seçimde gereken cevabı verecek. Madencilik sektöründe kat ettiğimiz mesafeyi gösteren en önemli hususlardan biri bugün temelini atacağımız tesisin faaliyet alanı olan altın üretimi. Altın, kültürümüzün ve finansal sistemin vazgeçilmez bir parçası. Gerek takı olarak gerekse yatırımlarımda kullandığımız önemli bir maden. Elbette dünya ekonomisinin de hala en başat aktörü. Tabi madencilik sektörünü sadece kendi üretim ve istihdamı ile değerlendirmek doğru olmaz. Sanayi, Enerji, Tarım ve İnşaat sektörlerinin temel girdilerini üreten madencilik sektörü ekonominin geneli için büyük bir çarpan etkisine sahip. Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınmamızda çok kritik bir rolü bulunuyor. Gelişmiş ülkelerin kalkınma sürecini incelediğimizde, madenciliğin itici gücünden azami ölçüde yararlandıklarını görüyoruz. İşte Çin’in son dönemde Afrika’daki birçok madenin işletmesine talip olması ekonomik gelişme sürecinde sektörün ne kadar önemli olduğunun bir başka kanıtı. Biz de büyüyen ekonomimizin ihtiyaçlarını karşılamak için madencilik sektörümüzün gelişimine özel önem veriyoruz. Son dönemde denizlerimizde yürüttüğümüz hidrokarbon aramaları ve neticesinde yaptığımız keşifler sektörümüzün başarılarını net bir biçimde ortaya koyuyor. Bunun yanında, karada da doğal kaynaklarımızı arayıp bulmakta ve çevreye duyarlı bir biçimde ekonomiye kazandırmakta kararlıyız. Her türlü yatırıma sağladığımız teşviklerle sektörün gelişimini destekliyoruz. 2001’den bu yana madencilik alanında 53 Milyar liralık yatırım için yaklaşık 3 bin teşvik belgesi düzenledik. Bu teşvikler kapsamında yatırımcılarımız birçok avantajdan faydalandı. Bunların yanı sıra, KOSGEB, TÜBİTAK ve Kalkınma ajanslarımız aracılığıyla sektörden gelen katma değerli ve rekabetçi üretimin önünü açacak yüzlerce projeye destek sağladık. Madencilik sektörümüzdeki girişim sayısı, üretim ve katma değerde son dönemde gözlenen büyük artış, aslında uyguladığımız politikaların meyvesini verdiğinin bir göstergesi. Bakınız son 10 yıllık dönemde sektörde faaliyet gösteren girişim sayısı yüzde 25. Bunun yanında sektörün üretim değeri ve oluşturduğu katma değer ise yaklaşık 4 kat artmış. Sıfır üretim kapasitesi ile devraldığımız altın madenciliğini ise verdiğimiz destek ve teşviklerle 6 milyar dolar yatırım hacmine ulaşan, 13 bin kişinin istihdam edildiği devasa bir sektöre dönüştürdük. Bugün dünyanın sayılı üreticileri arasındayız. 2000’lerin başında 1 gram dahi altın üretemeyen Türkiye, geçtiğimiz yıl pandemiye rağmen 18 aktif madende 42 ton altın üretti. Bizden önce Türkiye’nin altın ihtiyacı yüzde yüz ithalatla karşılanıyordu. Şimdi yaptığımız üretimle her yıl cari açığın azaltılmasına 2,4 Milyar Dolar katkı sağlıyoruz. Tüm bu gayretleri de yeterli görmüyoruz. Sektörü daha ileriye götürecek birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığımızla birlikte, Munzur Üniversitesi bünyesinde 140 milyon lira bütçeli “Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi”ni kuruyoruz. Bu merkezde, havacılık, elektronik ve otomotiv başta olmak üzere birçok alanda ileri teknolojili ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan hammaddelerin Ar-Ge ve üretim faaliyetleri yürütülecek. Kahramanmaraş’ta 94 Milyon liralık yatırımla Altın, Gümüş ve Kıymetli Maden İmalatçıları İhtisas Sanayi Sitesi’ni kurduk. Kümelenme modeliyle kurduğumuz bu sanayi bölgesinde, üretimde verimliliğin ve kar artışının sağlanmasını hedefliyoruz. Yine Maraş’ta 35 Milyon Liralık yatırımla Altın ve Mücevher Tasarım Merkezi’ni kuruyoruz. 2022’de tamamlanacak proje ile takı imalatçılarımıza tasarım ve modelleme hizmetleri sunarken, yüksek teknolojili laboratuvar sayesinde nitelikli değerleme ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Türkiye’nin maden kaynaklarını aramada, keşfetmede ve işletmede maalesef Cumhuriyet tarihi boyunca yeterli özen gösterilmemiş. Bakınız az önce ifade ettiğim çarpıcı tespiti tekrar hatırlatmak istiyorum. Ülkemizde 2000’li yılların başına kadar 1 gram dahi altın üretimi yapılmamış. Peki neden yapılmamış? Altın olmadığı için mi? Elbette Hayır. Türkiye, kanıtlanmış altın rezervleri bakımından dünyada 12. sırada; potansiyele baktığımızda ise ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Ama dediğim gibi ihmal edilmişlik, vizyonsuzluk hatta beceriksizlik yüzünden altın üretiminde ülkemiz geride bırakılmış. Atatürk’ün 1933’te kurduğu Altın Arama ve İşletme İdaresi, 1935’te kurduğu MTA, bizden önceki dönemlerde kuruluş amacını hiç hatırlamamış. Ülkemizdeki bu muazzam altın potansiyeline rağmen, kimse tek bir kazma vurup altın çıkarmamış. Ülke olarak tüm ihtiyacımızı ithalat yoluyla karşılamışız. Her fırsatta Atatürkçü olduklarını iddia edenler, her fırsatta biz Atatürk’ün partisiyiz diyenler ne hikmetse onun kurduğu bu kurumları çalıştırmayıp Türkiye’yi hep ithalata mahkum etmişler? Bunlara yatırım düşmanı, üretim cahili dediğimizde de bize kızıyorlar. Ama durum ortada! Daha 1933 yılında Altın Arama ve İşletme İdaresi kurma vizyonuna sahip Türkiye’nin hedeflerini, kendilerine Atatürk’ün partisiyiz diyenler değil biz hayata geçiriyoruz. Tıpkı doğalgaz ve petrol aramalarında olduğu gibi altın madeni konusunda da geçmişin tüm ihmal edilmişliklerini telafi etmek için büyük bir gayret gösteriyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu tesis, işletme döneminde doğrudan 500 dolaylı olarak ise bunun en az iki katı insanımıza ekmek kapısı olacak”


Bugün temelini attıkların tesisin de büyüyüp gelişen altın üretimi sektörünün önemli bir mihenk taşı olacağını kaydeden Bakan Varank, “Ağrı Mollokara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, evet, bugünkü piyasa değeri 1.2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2.8 milyon dolar değerinde 3 buçuk ton gümüş rezervi tespit edildi. Maşallah diyelim mi? Tabi devamı da inşallah gelecek. Bulunan rezerv 0,92’lik tenör değeri ile ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Bu kaynağı bulup değerlendirmemize vesile oldukları için Sayın Bakanımıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Şimdi yaklaşık 160 Milyon Dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız. 2022 yılı son çeyreğinde ilk altın dökümünü Sayın Cumhurbaşkanımızla yapmak istediğimiz bu tesis, işletme döneminde doğrudan 500 dolaylı olarak ise bunun en az iki katı insanımıza ekmek kapısı olacak. Hesaplamalara göre ilk etapta 6 yıllık ömrü olan bu madende bir yandan da arama çalışmaları hala devam ediyor. Rezerv olarak daha büyük bir potansiyel söz konusu. Bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını bekliyoruz. Elbette, madenlerimizle ekonomik değer üretirken çevresel hassasiyetleri de en ön planda tutuyoruz. Hem bu projede, hem de faaliyette olan bütün madenlerde sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz. Proje çerçevesinde kurulacak ileri teknolojili sensörler vasıtasıyla, toz, gürültü, patlatma ve havada gaz ölçümleri düzenli olarak yapılacak. Bu tesiste altın üretimi konusunda kullanılacak en modern yöntemler sayesinde hem rezerv verimli şekilde değerlendirilecek hem de çevresel etkiler minimuma indirilecek. Tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra, arazinin doğaya yeniden kazandırılması için gerekli rehabilitasyon çalışmaları yürütülecek. Emin olun burada yapılacak ileri teknolojili bu tesis, ülkemize katma değer kazandırırken çevre hassasiyetleri bakımından da örnek bir yer olacak. Tabi Koza Altın’ın terör odaklarının elinden alınıp TMSF’ye devredilmesinden sonraki performansından bahsetmemize gerek var mı bilmiyorum. Koza Altın, 2016’dan bu yana oluşturduğu istihdam ve gerçekleştirdiği üretim bakımından ülkemizin sayılı sanayi kuruluşları arasındaki yerini aldı. Ben hem bu yatırımları hem de son dönemdeki başarılı performansları dolayısıyla TMSF’deki arkadaşlarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum.Ülkemize değer katan tüm yatırımcılarımızın yanında olduğumuz gibi Koza Altın İşletmelerine de her türlü desteği sağladık. Şirketin Kayseri, İzmir, Gümüşhane ve Eskişehir’deki madencilik yatırımları için toplam 8 teşvik belgesi düzenledik. Bu desteklerin de katkısıyla, şirketin başarı grafiğini yükseltmesini memnuniyetle takip ediyoruz. Tabi ben Kaymaz’daki madeni de ziyaret etmiştim. Oradaki işletme müdürümüz ve Eskişehir Vali yardımcımız bu yatırımın başarıya ulaşması için buraya birlikte gelmişler. Ben onları da ayrıca tebrik ediyorum. Malumunuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi başta olmak üzere ülkemiz terörden çok çekti. Güzel Ağrı’mız da bu anlamda uzun yıllar büyük bedeller ödedi. Çok şükür gerek sınırlarımız içinde gerekse sınır ötesinde terör örgütlerine artık göz açtırmıyoruz. Bu bölgelerin terörle anılma dönemi artık bitmiştir. Tüm Türkiye’de olduğu gibi, Ağrının da bölgenin de gündemi artık yatırımdır, istihdamdır, üretimdir, ihracattır. İşte temelini attığımız bu proje de, huzur ortamı tesis edildiğinde bölgede refahın artacağının en somut örneğidir. Bu güven ortamını tesis ettikten sonra bölgenin eski karanlık günlerine dönmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Yürüttüğümüz bölgesel kalkınma politikalarıyla kaybedilen yılları daha hızlı kapatmak en temel arzumuz. Bölgesel Kalkınma politikamızdaki temel vizyonumuz, daha dengeli ve topyekûn kalkınmış bir Türkiye oluşturmak. Bu vizyonu gerçekleştirmek için, bölgelerimizin sahip olduğu potansiyelleri azami düzeyde değerlendirerek rekabetçiliklerini geliştiriyoruz. Buradaki altın işleme tesisi yatırımının da salt bir madencilik yatırımı olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu proje sahip olduğu çarpan etkisi ve yapacağı uzun vadeli katkılar dolayısıyla aynı zamanda önemli bir bölgesel kalkınma projesi. Bugün burada maden rezervlerini değerlendiriyoruz. Başka bir ilimizde tarım, bir diğerinde ise turizm potansiyelini kullanıyoruz. Yeter ki elimizdeki kaynakla en fazla etkiyi hızlı bir şekilde oluşturabilelim. Çünkü biliyoruz ki bölgelerimiz ekonomimizin yapı taşı ve onlar ne kadar güçlü olursa ülke ekonomimiz de o derece güçlü olur. Bölgeye yatırım yapan tüm girişimcilerimizi güçlü bir şekilde desteklediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Madencilik sektörü sahip olduğu ileri ve geri bağlantılar nedeniyle ekonomimiz açısından kritik bir öneme sahip. Sektörde yapılan 1 birim yatırım, ekonomiye misliyle katma değer olarak geri dönüyor. Bu nedenle Koza Altın İşletmelerini bu önemli yatırım kararı dolayısıyla tekrar tebrik ediyorum. Tesisin Ağrı’ya ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” açıklamalarında bulundu.


Törende konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Taş üstüne taş koymak hizmet siyasetinin şiarındandır. Bugüne kadar Türkiye’yi büyütmenin, geliştirmenin gayreti içerisinde olduk hep. Türkiye’nin dört bir yanında yürüttüğümüz büyük alt yapı ve üst yapı projeleriyle daha modern bir Türkiye’nin temellerini attık. Doğu, batı, kuzey, güney, uzak, yakın demedik. Memleketimizin dört bir yanına ulaşmak, her bir vatandaşımıza dokunmak için büyük bir gayret sarf ettik. Bu ziyaretimiz vesilesiyle bir kere daha gördük ki bir yerin uzak ya da yakın olmasını mesafeler belirlemiyor. Yakınlık, uzaklık bunlar sadece görünenden ibaret. Yakınlık en uzaktaki birinin ne hissettiğini anlamak, onun derdiyle dertlenmek, sevinciyle mutlu olmak, üzüntüsüyle kederlenmektir. Bölgemiz huzura kavuştukça bölgeye yapılan yatırımlar da hızla artıyor. Bugünlere gelmemizdeki en önemli etkenlerden biri elbette Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü irade ve kararlı duruşudur. Bu vizyonun yansımasını gördüğümüz alanlardan biri de hiç kuşkusuz enerji ve maden bağımsızlığımız oldu” dedi.
“Madenciliği ve çevreyi birbirine iki zıt kavrammış gibi göstermeye çalışanların neye hizmet ettiklerini de iyi biliyoruz”
Türkiye’nin, artık kendi kaynakları, kendi teknolojisi, kendi insan kaynağı ve en önemlisi de kendi hür iradesiyle bu tür yatırımları kimseye danışmadan, kimseden icazet almadan gerçekleştirdiğini ifade eden Bakan Dönmez, “Bugün burada altın madenciliğimize yönelik önemli bir tesisin temelini atıyoruz. Çok değil 20 sene öncesine götürmek istiyorum sizleri. Bunu söylediğimizde insanlar şaşırıyor, olur mu öyle şey diyorlar ama Türkiye’nin resmi olarak altın üretimi ilk kez 2001 yılında başladı. Düşünün ki üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Mezopotamya topraklarında altın üretimi tarih öncesi çağlardan bu yana biliniyordu. Üretimi bu denli eskiye dayanıyor altın madenciliğinin bu topraklarda. Peki, daha sonra ne oldu da altın üretimi uzun bir süre durdu? Türkiye, altın üretimine neden bu kadar geç başladı? Aslında bu soruların cevabı 2002’den bu yana yaşadığımız değişimi de gösteriyor. Kendi doğal zenginliklerini bile çıkaramayan, belki de çıkarmasına müsaade edilmeyen bir Türkiye’den bugün kendi kararlarını alan ve uygulayan bir Türkiye’ye geldik hamd olsun. Bugün insanoğlu daha konforlu bir hayatın izlerini sürüyor. Ancak çoğu kişi teknolojinin ulaştığı bugünkü noktanın altında madenciliğin yattığının farkında değil. Çevremizdeki her şey madenciliğin eseri. Bizler bu yüzden maden hayattır diyoruz. Bizler bu yüzden madencilik; gelişmenin, büyümenin temelidir diyoruz. Ancak bugün madenciliği doğa düşmanı olarak lanse edenlerin, madenciliği ve çevreyi birbirine iki zıt kavrammış gibi göstermeye çalışanların neye hizmet ettiklerini de iyi biliyoruz. Perde arkasında kimlere taşeronluk ettiklerinin, oluşturdukları algıyla, manipülasyonlarla gerçekleri nasıl eğip büktüklerinin farkındayız. Biz hep şunu diyoruz. Bu işin siyaseti olmaz. Bu iş, siyasi çıkarlara, kişisel menfaatlere alet edilemez. Çünkü bu kaynaklar hepimizin. Bu kaynaklar milletimizin, 84 milyonun. Sadece bugün yaşayanların değil, gelecek nesillerimizin de payı ve hakkı var bu kaynaklarda. Ancak iş bazen öyle noktalara geliyor ki sahada çalışan işçilerimize baskı yapmak, iş makinelerine saldırmak gibi olaylara şahit oluyoruz. Daha önce ifade ettim, burada bir kez daha vurgulamak istiyorum. Karadeniz’de bulduğumuz doğal gaz ne kadar değerliyse, yenilenebilir enerjideki her bir kilovatsaat üretim ne kadar değerliyse, madencilikte aynı oranda değerlidir. Bizler şunu iyi biliyoruz ki enerji bağımsızlığı da, maden bağımsızlığı da Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığıdır. Geleceğimizdir. Bugün yer altı zenginliklerini değerlendirmeyen bir ülke var mıdır? Elbette hayır. Yer altı zenginliklerini değerlendiremeyen ülkeler sanayide dışa bağımlı olmaktan kurtulamazlar. O yüzden bizim tek kaygımız var o da kendi zenginliğimizi en iyi şekilde değerlendirip, sanayimizin ihtiyaç duyduğu ham maddeyi üretmek. Sanayimizin ihtiyacını, önce yerli kaynaklardan karşılamak. Yerin üstü bizim için ne kadar değerliyse, yerin altı da bir o kadar değerlidir. Bugün dünyada madencilik hangi uluslararası standartlarda yapılıyorsa, Türkiye’de de aynı standart ve kurallar çerçevesinde yapılıyor. Madencilik yapılacak alanlar, madencilik sonrası yapılacak iş ve işlemler kanunlarımızda açıkça yer alıyor. Madenler de bizim, çevre de. İkisinden de vazgeçemeyiz” diye konuştu.
“5 yıl içerisinde üretim hedefimizse inşallah yıllık 100 tona ulaşmak”
Altın madenciliğinin, madencilik sektörüne katma değeri en yüksek sektörlerden biri olduğunu kaydeden Bakan Dönmez, “Bugün Türkiye’nin altın kaynağı 1.175 tondur. Geçtiğimiz yıl 42 ton altın üreterek bu alanda Cumhuriyet tarihinin rekoruna imza attık. 2001’de altın üretimine ilk defa başladığımızda yıllık üretimimiz sadece 1,4 tondu. Evet, sadece 1,4 ton. Son 20 yılda toplamda 382 ton altın ürettik. Bu üretimle devletin kazancı 76 ton altına eşdeğer vergi geliri oldu. Bu sene inşallah 45 ton üzeri bir üretim yapmayı hedefliyoruz. 5 yıl içerisinde üretim hedefimizse inşallah yıllık 100 tona ulaşmak. Hedefimiz altın ihtiyacımızı önce yerli kaynaklardan sağlamak, altın kaynaklı cari açığı önemli ölçüde azaltmak, bu alandaki istihdamı artırmak. 2021’in ilk 4 ayındaki rakamlar da bu anlamda umut verici. Hedefimiz inşallah kendi kaynaklarımızı bir an önce değerlendirerek, ithalatı mümkün olduğunca en az seviyeye çekmek” ifadelerini kullandı.
“Mollakara altın ve gümüş projesinde 20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi”
Bakan Dönmez, “Türkiye’nin kaynağı da bu kaynağı çıkaracak gücü de var. Bugün temelini atacağımız altın ve gümüş tesisiyle bunun adımlarından birini daha atıyoruz. Mollakara altın ve gümüş projesinde bugüne kadar 197 sondaj yapıldı. Bunların neticesinde 20 ton altın ve 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildi. 2022 yılı son çeyreğinde ilk dökümün yapılması hedeflenen tesiste doğrudan 500 kişiye istihdam sağlanacak olsa da tesisin dolaylı olarak birkaç katı insanımıza ekmek kapısı olmasını bekliyoruz. Tesisimizin maliyeti yaklaşık 160 milyon dolar olacak. Tesisimizin işletme ömrü çalışmaların genişletilmesiyle beraber 15-20 yıla kadar çıkacak. Hem inşası hem de üretimi esnasında bölgeye değer katacak önemli bir proje olacak inşallah. Bismillah diyerek hep birlikte güzel bir işe başladık bugün. İnşallah sonucu da hayırla noktalanır. Bizler çalışmakla, gayret etmekle mükellefiz. Zafer de, takdir de, başarı da Allah’tan. Sözlerime burada son verirken tesisimizin hayata geçmesinde emeği bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a, altın işletmesinin yöneticileri ve çalışanlarına, tesisimize ev sahipliği yapan Ağrılı vatandaşlarımıza ve gecesini gündüzüne katarak tesisimizi hayata geçirecek bütün mühendis ve işçi kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum. Hepsine Allah’tan kolaylıklar diliyorum. İnşallah onların gayretleriyle, emekleriyle büyüyen ve gelişen Türkiye’ye, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak en güçlü desteği vereceğiz. Gününüz güzel, enerjiniz yüksek olsun” açıklamalarında bulundu.